28 Şubat 2012 Salı

Bir Zamanlar Çocuktu Yüreklerimiz



Gençliğimizin sonu, genç günlerimizin başıydı. En güzel anılarımızın kayda geçtiğinden habersiz, kendimizi dert sahibi sandığımız günlerdi. Mercan yokuşundan iner, galata köprüsünü yürüyerek geçer, “hadi gel buluşalım eski köprünün altında”yı söylerdik, eski köprü altında çok anımız varmış gibi. Kısacık tünel yolculuğu ile İstiklal’imize kavuşurduk. Sokak çalgıcıları bizim için çalar, ahşap masalar bizim için rezerve edilirdi.  

Yağmurda ıslanmaktan korkmadığımız, sigara yasağının olmadığı zamanlardı. Kapılar açıldığında dışarıya vuran yoğun dumanın içinden geçerek yürürdük gençliğimizi kaydettiğimiz masalara. Ahşap zeminlerin gıcırtısı eşlik ederdi adımlarımıza. Sigara dumanının sararttığı duvarların asıl rengini hiç merak etmedik. Elmalı nargilenin kokusu kahveye karışırken, çay kaşıkları müziğin temposuna hiç yetişemezdi.  

Cep telefonlarının fotoğraf çekmediği, dijital makinelerin olmadığı zamanlardı.  Anılar, küçük kâğıtlara yazılan notlar gibi zamanla etrafa saçıldı, toplamaya cesaretimiz olmadı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder